Karadeniz Sürmene Takası, 1/32 Ölçek (TRSK3201)

Marka : Tersane
Fiyat : ₺375,00(KDV Dahil)
* ₺44,79 'den başlayan taksitlerle

Karadeniz Sürmene Takası, 1/32 Ölçek

:

Kod: K3201
Model Ölçeği : 1/32
Boy:443 mm
Statik gemi model kiti

Tarihçe:

      Türk ağaç tekne inşaatının başlangıç tarihi asırlar evveline uzanmakla beraber son 15 – 20 yıla kadar ilk devirlerinin ilkeliğini muhafaza etmekte idi.Gemi inşaatı Tekniği, öğretimi ve eğitiminden mahrum kalmış ustalar ve kalfalar, babadan kalma el takımları ve basit kalıplarla, büyük zorluklar içinde büyük emek sarf ederek, ağaçları balta ve ayak keseri ile yontarak ,Türk kıyı nakliyatının önemli kısmını alan bu tekneler meydana çıkarmışlardır.
        Havasız,karanlık ve son derce zor çalışma koşullarına sahip olan bu tekneler yıllarca Karadeniz insanının cesurluğu ve gözü pekliği sayesinde yıllarca denizlerimizde gezmişlerdi.
        Hırçın Karadeniz’e ve sert doğa koşullarına cevap veren, Karadeniz insanının  zekasının bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır Taka’lar.Yıllarca alternatifinin olmayışı onu Karadeniz’in sembolü haline getirmiştir.
        19.yüzyılda ulaşılması çok zor olan Karadeniz’de Taka yapım ustaları kendi imkan ve deneyimleri ile otantik Karadeniz takalarını yapıp ortaya çıkardılar. Eski denizciler “Takaların güvertesi ıslanmaz “ derler.Yapısı Karadeniz’in hırçın dalgalarına karşı koyacak şekilde imal edilmişlerdir.

        Taka , Karadeniz’in günlük hayatında her zaman ihtiyaç duyulan,hizmetine baş vurulan,el altında olması gereken bir araç olmuştur.düğünlere taka ile gidilir, hastası olan, doktoru, doğumu olan ebeyi getirmek için takayı yollardı.haftada bir, sahil köylerinden,kasaba pazarlarına yolcu ve yük taşırdı.
        Rusya’da 1917 yılındaki Bolşevik isyanından kaçanları yine takalar taşımıştır İstanbul’a.daha sonraları bir ulusun kurtulmasında önemli görevler üstlenmişti.Kurtuluş savaşında Rusya’dan cephane, malzeme taşımıştır Mustafa Kemal’in ordusuna.
        Karadeniz Taka’sı Baltabaş,kıçı aynalı, başı yüksek ve gagalı, ortada alçalan ve kıça doğru yükselen bordası çalımlı(kavisli), talazlıklı, kırma direkli, aşırma yelkenli,yeke dümenli,ambarlı,geniş karınlı, 2-30 tonluk, boyları 8-15 metre arası yük kayığı.Taka kamaralı veya kamarasız olabilir.Denize kolaylıkla atılıp, çekilen takalar,yük taşımaktan başka, kurşunculukta, hamsi ığrıplarında, çekme, aktarma ve demirlik motoru olarak, sürme yani parakete avında ve yolcu taşımada da kullanılmışlardır.

 

       İlk taka’lar 19 yüzyıl sonlarına doğru ortaya çıktılar.O zamanlar bölge halkı Rusya ile ticaret yaparlardı.Bu teknelerde takas ticaretinde kullanıldılar.
      Küçük boy kürekli takalarda, iki sıra kürekçinin ıskarmozlarını açıkta bırakacak şekilde, teknenin ortasına
      Yakın bir yerde başlayan parapet, kıça kadar başlar.daha büyük takalarda ise parapet baş omuzluktan başlar.Parapet kuşağı da borda kavisine uygun bir yay çizer.Parapet güverteye dalga ve serpinti girmesini önler.
      Teknenin kıçında parapet yoktur.Kamarasız takaların kıç üstünde dümencinin oturması için iki karış genişlikte bir oturak ve dümen yekesinin rahatça  tutulabileceği  bir  alan bulunur.Baş bodoslamanın omurgaya birleştiği yer kavislidir.Yüklü su hattının altında kalan bu  yuvarlaklık, takanın ani dönüş ve manevra  yeteneğini artırır.Suya girdiği yerde takanın başı incedir, ancak su hatları geriye doğru açılan eğriler meydana getirir.teknenin  karnı yuvarlak ve geniştir.Karadeniz’de doğal limanlar bulunmadığı için, hemen her gün karaya çekilmesi gereken takanın baş omuzluklarında rahat sapan vurulabilmesi için gadeboz bulunur.Kumsala felenkler dizilir.baştankara tam yol verilip felenklerin üzerine taka bindirilir.Karaya çekilirken rahat olsun diye Takanın omurgası çok  geniştir.

      Takanın,bir madeni mil üzerinde dönerek yatırılan, alt kısmı çatallı bir direği vardır.Buna kırma direk denilir.Yelken açmak gerekmiyorsa yada tekne karaya çekilip kayıkhaneye veya bir çardak altına konulduğu zaman,direk indirilir, yatay hale getirilir.Takalar Latin yelkenli teknelerdir.Latin yelkeni,üçgen şekilli büyük bir yelkendir.hemen hemen teknenin boyuna yakın uzunlukta bir serenle  direğe çekilir.Latin yelkene Karadenizli  denizciler rüzgarın estiği istikamete göre, direğin bir tarafından öbür tarafına sereniyle birlikte aşırıldığı için aşırma derler.Yeken aşırılacağı zaman, seren aşağı çekilir,yelkenin alt yakası elle toplanarak serene yaklaştırılır,baş ucu aşağı basılan seren ,direğinin etrafında çevrilerek,bir taraftan öbür tarafa aşılır.Yelken açıldığı zaman, direğin başından gelen,takanın başına bağlanan ip çekilerek yelkenin başı tekneye iyice yaklaştırılır.
      Makinelerin henüz kuvvetli olmadığı dönemlerde,kuvvetli havalarda, motorla birlikte yelkeni de açarlar.İki kuvvetin güçü birleştirilerek,Karadeniz'in sert dalgalarına karşı koyulabilirdi.makine ile yelkenin birlikte kullanıldığı seyirlerde,yelken; tekneyi sudan kaldırarak, teknenin deniz yemesini önlüyor, yani çullanan dalganın altında kalmadan,hızı kesilmeden seyrini temin ediyordu.
              Takalar çubuk boya tabir edilen tarzda boyanırdı.Bu boya tarzı Karadeniz teknelerinin geleneksel tarzı haline gelmiştir.Karadeniz insanı , kıyafetlerindeki renkleri ve ahengini teknelerine de yansıtmışlardı.
Karadeniz yapısı teknelerde ,kaplama tahtalarının üst sırasına çizgi çizilir ve dar ağızlı kıyı kösteresiyle 2 -3 mm derinlikte kanal açılır, bu işleme çubuk çekmek veya açkı açmak denilirdi.Baş bodoslamadan , kıç bodoslamaya kadar uzanan  çubuklara ,  farklı renklerde sürülen  boyaya da çubuk  boya tabir edilirdi.

Takaların çapa tahtasına veya yumrunun üstündeki tahtaya sürülen koyu vernik rengine sakız boyası denir.Sakız boyası sürülen tahtaya sakız tahtası denir.Sakız tahtasının üzerine, boydan boya iki ince çubuk boya çekilirdi.Bu çubuk boyalar beyaz yada açık bir renk olurdu.

Takaların renkleri birbirinin aynı olmaz.ancak bazı taka sahipleri takalarında aynı rengi kullanırlardı.Uzaktan bakıldığında kimin takası olduğu belli olurdu.Boya renklerinde genelde açık renkler kullanılırdı.Örneğin açık yeşil yada mavi ulanıldığında yanına gelen beyazın içine de aynı renkten bir miktar katılarak renklerin birbirine geçicini daha güzel yaparlardı.Bir çok rengi deneyerek uygun renk sıralamasını tespit ederlerdi.
        1950 li yılların sonlarına doğru balıkçılıkta alamatralar kullanılmaya başlandı.Balıkçıların isteği üzerine ustalar takaların arkasını bozarak teknelerin kıçını uzattılar,alttan da takviye ederek kıç üstünde ağ koyacak bir alan yarattılar.Kamarayı da öne aldılar mı al sana yeni balıkçı teknesi .Bu tekneler çok uzun ömürlü olmadılar.